Site İstanbulun İncisi Çırağan Sarayı Hakkında genel bilgiler içermektedir, Siteyi Hazırlayan Bolvadin Meslek Yüksek Okulu Öğrencilerinden Jale GÜLERYÜZ'dür, tük hakları saklıdır, izinsiz kopyalanması yasak ve telif hakkı saklıdır

11 Mart 2011 Cuma

Çırağan Sarayının Tarihçesi



16. yüzyılın ilk yarısında Çırağan Sarayı'nın yerinde Kaptan-ı Derya Kılıç Ali Paşanın yalısı bulunuyormuş. 18.yy da IV. Murat burayı kızı Kaya Sultana hediye etmiş. III. Ahmet döneminin sadrazamı Nevşehirli Damat İbrahim Paşa, yalının arsasını satın alarak eşi Fatma Sultan için ahşap bir yalı yaptırmış. Eğlenceye düşkün olan İbrahim Paşa yalının bahçesinde gece boyunca yanan çıralarla "çıra eğlenceleri" düzenler, bu eğlencelere padişah da davet edilirmiş. Yalı bu eğlenceler nedeniyle halk arasında "Çırağan" adıyla anılmaya başlamış.
Saray, Lale Devrinden sonra hükümdar ve sadrazamlar tarafından yazlık saray olarak kullanılırmış. I.Mahmut un ilk saltanat yıllarında dönemin sadrazamları burada Fransa ve Avusturya elçilerine ziyafetler vermişler.
Saray II. Mahmut döneminde de yazlık saray olarak kullanılmış. 1836 yılında sarayın yanında bulunan "Hanımkadın Mescidi" ve bir okul yıktırılarak alan genişletilmiş Garabed Balyana ahşap yapılar inşa ettirilmiş. Hünkar Dairesi olan merkez bölümün temeli kagir olarak attırılırken, dışarıdan 40 adet mermer sütun koydurulmuş.(Ekim 1843). Bu şekilde klasik bir görünüm kazanan yapı Osmanlı İmparatorluğunun en güzel sarayı olmuş. Dolmabahçe Sarayının tamamlandığı yıl Sultan Abdülmecid, sayfiye mevsiminden itibaren Çırağanı yazlık saray olarak kullanmış ve 1860 yılında daha sonra yeniden yaptırmak üzere Çırağan Sarayını yıktırıp bugünkü sarayın temelini attırmış. Ancak parasal sıkıntılar ve "Kuleli Olayı" yüzünden saray yapımı yarım kalmış. Yeni sarayın yapımı Abdülaziz döneminde tamamlanabilmiş (1863).
Sultan Abdülaziz, Agop Balyana kendi saltanatının bir anısı olarak Arap uslubu ile yeni bir saray yapımı için emir vermiş. Agop Bey, kusursuz bir eser yapabilmek için İspanyaya ve Afrikanın kuzey ülkelerine özel ressamlar göndererek orada bulunan ünlü binaların resimlerini çizdirmiş. Eski Çırağan Sarayının tahta binası yıkırılarak yerine yenisinin taştan temelleri konmuş. Sarayın paha biçilmez işlemeli kapıların bin altın değerinde olan her biri Vortik Kemhacıyan ın elinden çıkmış. Sultan II. Abdülhamit bu kapılardan birkaç tanesini onları çok beğenen dostu Almanya İmparatoru Kayzer Wilhelm II ye armağan etmiş. Wilhelm bu kapıları Berlin Müzesine yerleştirmiş. Dünyanın her yanından nadide mermer, porfir,sedef gibi maddeler getirtilerek sarayın yapımı için kullanılmış. Yalnız sahil inşaasında 400.000 Osmanlı lirası harcanmış.
Yapımına 1864 de başlanan Çırağan Sarayı 1870/71 de bitirilirken 5 milyon altın harcanmış. Son kez 1876 yılının Mart ayında buraya gelerek bir süre dinlenen Sultan Abdülaziz halk arasında mevlevihane'nin yıktırılarak saray arsasına katılmasını uğursuzluk getireceği gibi dedikodular çıkması üzerine Çırağanı terk ederek Dolmabahçe Sarayına yerleşmiş. Saray. 1876-1904 yılları arasında V. Murat ve ailesinin konutu olmuş. 1876 da deli olduğu ileri sürülen V. Murat bu sarayda tam 28 yıl hapis hayatı yaşamış.
14 Kasım 1909 da sarayın Milli Meclis binası olarak kullanılması için gerekli düzenlemeler yapılmış, ayrıca Yıldız Sarayının en değerli eşyaları ile II. Abdülhamidin Rembrandt, Ayvazovski gibi ressamların eserlerinden oluşan tablo kolleksiyonu da buraya taşınmış. Ancak çok parlak bir biçimde ikinci toplantı devresine giren Milli Meclis, daha sonraki toplantılarına burada devam edememiş. 20 Ocak 1910 günü, Milli Meclis salonunun üst bölümünde ve muhasebe dairesinin üstüne bakan bahçeye nazır çatı katındaki kalorifer bacasından çıkan bir yangınla, saray beş saat içinde kül olmuş. Bu sırada Mesudiye Zırhlısı, Römorkör kumpanyası nın itfaiye ekipleri ve Amerikan, Rus sefaretine ait yatlar yangını haber alır almaz sarayın önüne geldilerse de şiddetli esen lodosun da körüklediği alevler karşısında çaresiz kalmışlar. Yangında paha biçilmez değerdeki antika eşyalar, II. Abdülhamidin özel tablo kolleksiyonu, V. Murat ın özel kütüphanesi ve gizli belgeler, ilk Milli Meclis tutanakları kurtarılamayarak yanmış. Bu büyük yangından yalnızca bazı ufak taşınabilir eşyalar ve gümüş takımların bir kısmı alınabilmiş. Yukarıdaki metin Pars Tuğlacının "Osmanlı Mimarlığında Batılaşma Dönemi ve Balyan ailesi" adlı kitabından alınarak basın mensuplarının Çırağan Sarayı ile ilgili çalışmalarına ışık tutmak yardımcı olmak amacıyla. Yıllar sonra aynı yerde kurulan "Çırağan Palace Hotel Kempinski İstanbul" tarafından hazırlanmış.

Şimdi de sizleri yangından 76 yıl sonra 1986 yılında restorasyonuna başlanarak otel olan ve günümüzde bir çok devlet başkanını, ünlüyü ağılayıp, salonlarında uluslar arası konukların toplantılara ev sahipliği yapan sarayın yakın geçmişine gidecek, kapalı olduğu dönemini gözler önüne sererken nostaljik bir yolculuk yapacağız.

Yine sonu 6 ile biten bir yıl ama bu defa 1976 yılındayız. Çırağan Sarayı 100 yıla yakın bir süre unutulmuşluğun, ihmalin, ilgisizliğin bedelini öder gibi etrafı ve en çokcası kendisi harap, virane, dökülür durumda. İçeri girmek istemiyorsunuz, hem yürüyecek yer yok, hem de tehlikeli. Ayakta kalan sütunlar yılların tahribatıyla kararmış, üstelik zarar verilmiş, parçalanmış, duvarlar desteksiz yıkılacak gibi. Yangın geçiren binada olagelen çökmeler neticesinde merdiven hatta kat araları yok olmuş, nereye güveneceksiniz, nereye tutunacaksınız. Kalan ikinci katlara düğümlü halatla tırmanan bir takım sarhoşlar geceliyor, içiyorlar, saklanıyorlar falan filan, birde bunların tehlikeli köpekleri çevrede dolaşıyor. Bu şartlarda sarayın üst katlarına tırmanmış özellikle inanılmaz güzellikteki Türk Hamamının parçalanmış süslü mermerlerini gördüğümde hayretler içinde kalmış, içim acıyarak fotoğraflamıştım. (Gazetecilik içimde doğuştan var olsa gerek, niye çekmişim bilmiyorum, ama çekmişim işte). Sarayın içi ve deniz tarafı böyle. Sarayın yan tarafında yine deniz kenarında olup bugünkü Çırağan Otele ait yüzme havuzunun bulunduğu yerde, 100 üncü kuruluş yılını kutlayan Beşiktaş Futbol takımının antreman sahası var ki, bu toprak, kel saha yıllarca Beşiktaş'ın çalıştığı, aynı zamanda çok çekişmeli geçen yükselme grubu ve Türkiye ikinci lig maçlarının oynandığı stat olarak da hizmet vermiş. Bu sahada Hürriyet Gazetesi spor servisi adına en az 3-4 yıl hafta sonları ikinci lig maçlarını takip etmiştim Çırağan Sarayının stat ile cadde arasında kalan ve saray duvarına bitişik olan birde yüzme havuzu var. Belki de dünyada eşi benzeri bulunmayan bu havuz Çarşamba günleri sadece hanımların girişine serbest oluyor ve içeri erkek alınmıyor. Orkestra üyeleri arkadaşlarım, gişe görevlisi, büfeci, birde ben gazeteci sıfatıyla bulunuyoruz.

0 yorum:

Yorum Gönderme

Twitter Delicious Facebook Digg Stumbleupon Favorites More